#HRTechWorld’ün ardından: Yarın uyandığınızda işinize ihtiyaç kalmazsa?

HRTechWorld konferansı  insan kaynakları alanındaki teknolojik gelişmeleri her sene 3 ayrı adreste(1) meraklıları ile buluşturuyor. Neden meraklıları diyorum? İnsan kaynakları konferansları insan kaynakları profesyonellerinden daha geniş bir kitleye hitap eden, katılana profesyonel gelişimi için katma değer sağlayan konferanslar. İnsanın yönetilmesi ve motive edilmesine dair, yani yöneticilerin en önemli sorumluluğuna dair başka hangi konferans var? Yöneticilere bu anlamda ciddi bir vizyon kazandırabilir bu gibi kongreler. Bu yönde düşünen şirketler yöneticilerinin katılımını destekliyorlar, nitekim bu konferansta Uber’de çalışan bir müdür ile sohbet etme fırsatım oldu.

Geçtiğimiz sene Mart ayında Londra’da katıldığım HRTechWorld konferasına kıyasla (konferans ile ilgili yazılara buradan ulaşabilirsiniz) katılımcı sayısı çok artmış, konularını teknolojiden çok daha geniş bir alana taşımış ve fuar alanı çok genişlemiş bir organizasyonla karşılaştım. Konferansta 10 ayrı “track / patika” vardı, yani sunum konusu. Ana sahne “İşin Geleceği” idi. Bu 10 ayrı alan dışında da 10-15 dakikalık ürün demolarının yapıldığı 2 sahne vardı. İşin Geleceği’ne bu kadar odaklanmaları kendi konseptlerinin dışında diye düşünürken, sahneden bir anons geldi, aynı anda da eposta mesajı düştü gelen kutusuna, konferans evrim geçiriyor, artık Unleash adı altında yapılacağını duyuruyordu.

Gelelim sizi haberdar etmek istediklerime…

Yapay zeka ve robotların çoğu pozisyonu ele geçireceği malumunuz, son bir kaç yıldır en çok konuşulan konular bunlar. Ancak bu konudaki haberler inanılmaz bir hızla değişiyor. Bu konferansta birkaç kişiden birden “teknolojinin ne kadar yıkıcı olabileceği tahmin edilemez” cümlesini duydum. Anlatılan hikayelerden biri de at arabası zamanlarında insanların nüfus artışı ile doğru oranla at nüfusunun artmayabileceği ve bunun büyük bir dert olacağının konuşuluyor olması idi… Acaba şu an 5 sene sonra tamamen ortadan kalkacak hangi problemleri dert ediyoruz (geleceğe hazırlanmak yerine?)

Örneğin işe alım. Şirketlerin ve insan kaynakları ekiplerinin 1 numaralı meselesi. Bir salonda bir üst düzey yönetici “gelecek on yıllar boyunca işe alım veri aracılığıyla doğrudan yapılamayacak” derken, fuar alanında işe alımı otomatikleştirmiş bir şirket vardı… Ben “yok bea olmaz öyle şey” diye geçip gittim önce yanlarından, sonra baktım müşterileri arasında Netflix ve Zappos var, evet evet şu an en iyi İK uygulamalarına sahip oldukları söylenen şirketler yani, hop gittim standa dinledim, şaşkınlık içerisinde kaldım, o kısım bir sonraki yazının konusu… E bir anda tüm işe alım otomatize olursa, İK ekiplerinin büyük yüzdesini oluşturan işe alımcılar ne yapacak?

Örneğin bunca sene dünyadaki gelişmeleri takip etmek için İngilizce öğrenmek tavsiye edildi (hakikaten dil bilmeden takip etmek de olanaksıza yakındı), şimdi Google “Pixel Buds” çıkarmış kulağına takıyorsun 40 dilde çeviri yapıyor… Google translate’in komik çevirileriyle dalga geçerken eminim hiç birimiz bu ürünü bu kadar çabuk beklemiyorduk. Konferansta tanıştıklarım blog adresimi istiyor, “genellikle Türkçe yazıyorum ama..” diyorum, ifadesiz bakıyorlar, “e ne olmuş? web’den çevirir okuruz”. Bu gelişmenin öğrenmeye, ticarete, çevirmenlik mesleğine etkilerini düşünün…. Eğer cihaz düzgün çalışıyorsa “bir anda” ciddi etkileri olacaktır.arianna

Peter Hinssen, iş dünyasını bekleyen bu “disruption / yıkıcı olaylar”ın kurumsal hayatın tepesi olan yönetim kurulları ve üst yönetimler tarafından ciddiye alınmamasını şaşkınlıkla karşıladığını söyledi. Ona göre kurumlar enerjilerini en çok SOY – Shit of Yesterday / Geçmişe ait işler diyeyim ben 🙂 ile harcıyorlar, uzun vade – sürdürülebilirlik kurumların odağına girmiyor.

SOY

Girmeyince de gelecek için zaman ayırmıyorlar. Hinssen, günümüze “bilmemenin” daha büyük meziyet olduğunu da ifade ediyor. Ya Elon Musk iyi bildikleri için NASA’dan bir sürü mühendis olsaydı ve yapmak istediklerini anlatsaydı? Muhtemelen tümü “yooo dostum yooo mümkün değil” diyeceklerdi, ve Musk roketi yere indirme hayalini gerçekleştiremeyecekti. Hinssen kurumsal hayatta %10, devlette %1 bulunan, oysa startuplarda neredeyse tüm nufüsun olduğu “bilmeyen/merak eden” insanlara sıkı sıkı koruyup onları pamuklar içinde saklamamızı öneriyor.

Bir beğendiğim önerme daha: Bürokrasi, 150 yıl öncesinin, beceri sahibi olmayan işçilerine yönelik bir yönetim kavramı. Günümüzde işe yaramıyor. Bunu duyduğumda aklıma SHRM’de Malcolm Gladwell’in bugünün çalışanlarının farkını ortaya koyduğu konuşması geldi. Paralelinde, çalışanların eskisi gibi grup olarak değerlendirildiği değil, bireysel yaklaşımlara ihtiyacı olduğu ve pazarlamanın başardığı bu olgunun İK tarafından da benimsenmesi gerektiği konuşuldu.

Bu arada “SOY” içinde boğulup geleceği unutmamak için cesur bir öneri ile geldi Hinssen: Şirketlerde işin sürece uygun gittiğini denetleyen denetim kurulları ne kadar güçlü ise geleceğe dair farklılaşma o kadar olamaz, tanımı gereği denetim kurulları “kuralına uygun” olmasını ister. Denetim komiteniz var ise bir de “disruption committee / yıkım komitesi” kurun diyor Hinssen.

Bir diğer enteresan konuşmacı “yeşil vergi” peşinde koşan Ex’Tax Projesi’nden Femke Groothuis idi. Gelecekte verginin kaynak kullanımını engelleyici bir baskı oluşturmak adına çevreyi kirletenlerden alınıp, insan kaynağından alınan vergilerin azaltılması üzerine pozisyon alan Femke, Holanda Hükümeti’nin yeni kararlarında bu prensipleri benimsediğini müjdeliyordu.

“Turn tax into a force for good – Vergiyi iyi sonuçlar üretecek bir güce dönüştürün”

Euan Sample’dan ise Blockchain teknolojisi kullanarak verilerini güvenli saklayanlara örnekler geldi: IBM-Maersk işbirliğinin konteynır verileri, MIT’nin diplomaları, ve hatta bazı şirketlerin bordroları… Çalışan ödemelerinin blockchain ile ödenmesi ciddi bir maliyet avantajı getiriyor.

Dr. Daniel Thorniley ise kapkara bir dünya çizdi. Hükümetlerin krizleri görmezden geldiğinden başladı, gig ekonomisinin sağladığı esnek saatlerden memnun olduğunu söyleyen %50’lik genç nüfusa aptal diyerek devam etti (Aptallar çünkü bu esneklik onlara para kaybettiriyor, anne babalarından çok daha az kazanıp ayrı eve bile çıkamıyorlar bu bir felaket dedi. Kendi normalin ile başkalarını yargılamak gibi geldi biraz bana ama neyse. Belki de ev almak için köle gibi çalışmak onlara hakikaten hitap etmiyor??)

 Thorniley’in konuşmasında önemli bir nokta vardı. Coca Cola’nın yöneticilerinin “ileride Coca Cola üretimini sadece 300 kişi le yapacağız” cümlesinden yola çıkarak, “sen binlerce kişiden 300’e inersen ürettiğin Cola’yı kim içecek ey Cola?” diye seslendi sahneden. Çalışan dediğin aynı zamanda tüketici. Kapitalizm daha çok para kazanmak için çalışanı yok edip robotla ilerler ise ürettiği malı kime satacak?

Olumlu olumsuz bu kadar düşünceden geriye sevinçle tutunduğum dal ise şu oldu:

“Günlük işlerimin rutin olan %50’sini bir robot yapacak deseler niye üzüleyim? Ben yaratıcılığımı, becerilerimi ve karar verme yetimi daha etkin kullanırım” – Henrik Scharfe

Rutinimizi devralacak yeni İK teknolojileri ise gelecek yazıda…

 

(1) Londra, Las Vegas, Amsterdam.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s