Çalışma hayatını bekleyen tehdit: Farkındalık

Şaşırdınız değil mi? Herkes ‘farkındalık iyidir güzeldir haydi hep beraber farkında olalım’ derken ben tehdit diyorum. Oksimoron gibi geliyor ilk anda. Ancak ciddiyim. 

Birkaç konuyu hatırlayalım önce. 

Herhalde son 5 senedir falan bir jenerasyon farkı konuşup duruyoruz. Jenerasyonları etiketliyoruz, sonra etiketleyerek asıl farkları oluşturduk diye kızıp vazgeçiyoruz, birbirimizden farkımız diyoruz… Yok aslında C-jenerasyonu ve diğerleri diye ikiye ayrılıyoruz diyenler var, yani connected-bağlı jenerasyon. Y jenerasyonu kendisinin bu şekilde sürekli konuşuluyor olmasından rahatsız, x jenerasyonu ise konuşulmamasından 🙂 niye konuşulmuyoruz biz önemsiz miyiz tadında bir huzursuzlukları var. Bir kısım insan da verilen yaş gruplarına göre kendini o jenerasyona ait hissedememe gerginliğinde. Yine de şöyle bir istisnalar kaideyi bozmaz tadında genelleme yaparsak iş hayatında x ile y arasındaki temel anlayış farkını bence aşağıdaki cümleler yansıtıyor: 

X : ‘Yap demedi sormadan yapmayayım’
Y : ‘Yapma demedi demek ki yapabilirim’

Diğer yandan dünyada ve ardından Türkiye’de patlayan bir koçluk akımı var. Başkalarının verdiği aklı ister sınıf eğitimi ister kitap ister makale aracılığıyla aktardığında davranış değişikliğinin limitli olduğundan yola çıkarak, sorunun kaynağını ve dokunduğu değeri kişinin kendine buldurup yeni seçeneklere yelken açmasını sağlayan koçluk yaklaşımı. 

Ben hem kurumsal hayatta işyerinde ve kariyerinde karşısına çıkan zorlukları geçmeye veya bir hedefe ulaşmaya çalışan kişilere koçluk yapıyorum, hem de bazen henüz iş hayatına atılmamış, öğrenciliğinin son senelerinde öğrencilerin kariyerlerini netleştirme çabalarında onlara destek oluyorum. 

Ve bu iki grupta inanılmaz bir uçurum gözlüyorum

Daha doğrusu grupları 1988 ve sonrası doğumlular ve daha büyükler olarak ayırmak istiyorum, çünkü henüz 3-4 yıldır iş hayatına atılmış kişiler şu an öğrenci olanlarla çok benzer bir profil gösteriyorlar. Bence asıl jenerasyon farkı bu senelerde başlıyor, söylendiği gibi 1980-82’lerde değil. Ve bu jenerasyon F-nesli, yani farkında nesil. 

1988’den önce doğanlarla koçluk yaptığınızda kişilerin kendi değerlerinin farkında olmadığını gözlemliyorsunuz. Değerler seansı kişide ciddi bir aydınlanma anı oluyor. Kararlarının, hayattaki seçimlerinin, işinin, yöneticisinin, eşinin hangi değerlerini beslediğini, hangi değerlerine bastığını, ve bunun sonucunda neden hayata dair kızgınlıklar küskünlükler geliştirdiğini farkediyor. Ve bu farkındalıklarla da hayatında önemli değişikliklere gidebiliyor. 

1988 ve sonrası doğumluların ise kendilerine dönük farkındalıkları çok yüksek. Onlarla konuştuğunuzda ve değerlerini çıkardığınızda ‘ee yeni birşey söyle’ diyen gözlerle size bakıyorlar. Neye değer verdiklerinin son derece farkındalar, anne babaları ben ne istiyorsam o dememiş, onların neye değer verdiklerini dinlemiş ve kararlarına katmışlar. Neyi iyi yaptıklarını iyi biliyorlar çünkü aileleri sıfatlar ve aşağılamalarla güçlü yönlerini sakatlamamış, eğitim sisteminin önüne de sakatlamasın diye kendilerini siper etmişler (hatta fazla abartıp hiç zayıf yön görmeyip kendilerini süpermen algılamalarını da sağlamışlar ama bu yazının konusu değil :)). 

Diyeceksiniz ki aman işte ne iyi. Farkında olmama lanetinin pençesinde değiller, mis gibi kendilerini biliyorlar, kaybolmadan dağılmadan kendilerine en uygun işterlerinde ve pozisyonlarda çalışacaklar. 

Maalesef olay o kadar basit değil. 

Bu kadar kuvvetli farkındalıkları olunca F-neslinin ideal iş tanımlaması da ‘unique / kişiye özel’ oluyor. Anlattıkları an insanın aklına ‘böyle bir şirket ve pozisyon kombinasyonu var mı yahu’ sorusu geliveriyor. Bunun riski ise şurada: sabırları da olmadığı için ilk atışta ideal kombinasyonu bulmak istiyorlar, bunu zaten normal ve olması gereken olarak kabul ediyorlar. Bu neslin sorunu ‘ne istediğini fazla bilmesi’. Üstelik o istediği piyasada var mı, şirketler ve pozisyonlar o derece evrildi mi tartışılır….



Pazarlamada da benzer bir evrim yaşanmadı mı diye sorabilirsiniz. Artık markalar da müşteriyle neredeyse kişiye özel ilişki kuruyor işyerleri niye kurmasın diye sorabilirsiniz. Ben de size şunu sorarım: hangi ortamda kurulacak bu ilişki? Adayların sadece teknik beceri ve geçmişleriyle kategorize edildikleri kariyer.net benzeri ortamlarda mı? Bu yaklaşımı sadece referans gösterme veya yazı paylaşma becerisiyle azıcık genişleten linkedin’de mi? Linkedin’de değerleriniz ve güçlü yönlerinizle bir pozisyonla eşleşmeniz mümkün mü? 20 yaşında gençler kendi değerlerinin farkında iş ararken, koskoca global şirketler bile değerlerini bilmiyor, veya yaşadıkları değerleri değil olmasını daha şık gördükleri değerleri sitelerine yazıyorlar. Üstelik o değerler bu gençlerin değerlerine uygun mu hiç takmadan…

Evet A şirketinin web sitesine baktım, global ve istediğim alanda en büyük şirketlerden. Ama onlar için herhangi biri olacağım hissine kapıldım, bana değer vermeyeceklerini hissediyorum, zaten konuştuğumda da herkese aynı davrandıklarını gördüm, mesafeliler, o yüzden çalışmayı düşünmüyorum. – Naz (20 yaşında,  ‘insan’ ve ‘olduğu gibi kabul edilmek’ değerleri arasında) 

Bu jenerasyonun bu son derece sağlam tariflenmiş beklentilerini şirketler nasıl yönetecekler orası bir muamma. İşyerine gelince alışırlar yaeee demeyin, anne baba bankası var onların, alışmadığı anda istifa çok yakın bir tercih onlar için. 

Bir yandan kendimce bu kadar farkındalığın insan tatmini üzerinde olumsuz baskısı da olabileceğini düşünüyorum. Hayır farkında olmamak daha iyi olabilir demiyorum, ancak çok keskin farkındalık olmadığında bakış açınız daha geniş, bir deneyeyim de bakayım diyebiliyor ve bu denemelerde kendinize farklı deneyimler katabiliyorsunuz, bu deneyimler ileride zenginlik katabiliyor. Oysa farkındalık bu kadar net olunca beklentinizde esneklik kalmıyor. Tam tariflediğiniz işi arayıp bulamayınca da büyük mutsuzluklara düşebiliyorsunuz….

Photocredit: freedigitalphotos.com by digitalart



Reklamlar

Çalışma hayatını bekleyen tehdit: Farkındalık” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Yeni nesil işler: İngilizceniz varsa neler mümkün? | Engagement: İK ve Sosyal Medya için

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s