Hayır rekabet etme demiyorum, yine et, ama kendinle

Ekibinize yeni birini alacaksınız, rekabetçi olmasını mı tercih edersiniz olmamasını mı? Pozisyona göre değişir mi diyorsunuz? Lider veya takım oyuncusu arayışında olmama göre değişir mi diyorsunuz? Pek de öyle değil aslında. 

İki çeşit rekabetçilik anlayışı var. Kendiyle rekabet etmek ve başkalarıyla rekabet etmek. Rekabetçilik ve hırs insanın doğuştan getirdiği özellikler, çevreyle de beslenen veya bastırılan, ama ne tip rekabetçi olduğu insanın kendi seçimi. 

20131222-230050.jpgBu iki çeşit rekabetçilik anlayışının biri hem birey hem de takım için ne kadar yararlıysa, diğeri de o kadar zararlı:

Kendiyle yarışanlar kendilerini geliştirmekle uğraşırlar, başkalarıyla yarışanlar ise başkalarını durdurmakla. Başkalarıyla yarışanların odağı kendilerinden çok o an geçmeyi kafaya taktıkları kişidedir. Genellikle onu kendilerinden iyi de görmezler, ve ona nerede çelme takabilirler daha çok ona yoğunlaşırlar. Hatta bazıları için o kadar takıntı halini alır ki bu mesele, o kişiyi geçmek için her yol mübahtır. 

Kendileriyle yarışanlar geribildirime açıktır, başkalarıyla yarışanlar ise eleştirmeyi tercih eder. Kendiyle yarışanların odağı kendileri olduğu için kendileriyle ilgili farkındalıkları yüksektir. Farkındalıkları yüksek insanlar geribildirimin bir hediye olduğunu bilir, sevinerek kabul eder ve geribildirimi gelişimi için kullanır. Başkalarıyla yarışanların ise hep kuyruğu dik tutmak gibi bir dertleri vardır, o nedenle de geribildirimden hazzetmezler. 

Kendileriyle yarışanlar bilgiyi paylaşır, başkalarıyla yarışanlar ise saklar. Kendileriyle yarışanların çıtası yüksek olduğu için hep yeni birşeyin peşindedirler, yeni bilgi, yeni uygulama, yeni fikir… Onlar için bildikleri hazine değildir dolayısıyla, bir yenisini çoktan aramaya başlamışlardır. O yüzden de paylaşmaktan çekinmezler. Başkalarıyla yarışanlar ise başkaları geride kalsın istediklerinden sıkı sıkı sarılırlar bilgiye, etraflarını aydınlatmazlar. 

Yazının başındaki sorulara dönersek, pozisyondan bağımsız bir karar bu. Teknolojinin her gün iş dünyasını değiştirdiği bir ortamda ayakta kalmanın yolu sürekli gelişmek ve değişebilmekten geçiyorsa, en iyi çalışanlar kendiyle rekabet edenlerdir. Kendisi ve işi için her daim daha iyisini arayan bir çalışan sadece kendini değil, ekibini ve şirketini de ileriye doğru itecektir. 

Tabii bunu başarabilmek için yöneticiye de önemli görevler düşüyor. Kişileri birbiriyle rekabet ettirmenin takım performansını düşürdüğü gerçeğinden yola çıkarak, kişiyi kendini aşacak şekilde motive etmek, kişiye özel hedef belirlemek, güçlü yönlerini belirleyerek güçlü yönlerle en çok fark yaratabileceği işlerde kullanmak da orkestra şefinin görevi oluyor. 

photo credit: freedigitalphotos.net

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s