Yönettiklerinizle “sevgili” kalabilmek

Aşkın en büyük düşmanı görünür zaman. Uzun süreli ilişkiler yıpranır, onu görünce kalbin eskisi gibi çarpmaz olur. Oysa zaman değildir düşman. İlişkilerin düşmanı zamanla oluşan körlük ve azalan kaybetme korkusudur. Zaman karşındaki insanın iyi yönlerini bir çeşit ‘normalize’ eder. Alışırsın, onun dışında kim olsa öyle davranırmış gibi gelir sana. İşten çıktığında dertlerini dinler, sakinleştirir seni…

Biliyoruz ama önüne geçemiyoruz: Yenileri ezmek

Birkaç sene önceydi. Şirkete girdiğinde pırıl pırıl parlayan gözleri, kocaman bir gülümsemesi vardı. Bir de her konuda fikri. Her toplantıda, hatta bırak toplantıyı, kapı aralığından duyduğu konuşmada burnunu uzatıyor, gözleri kocaman kocaman birşeyler öneriyordu. Birkaç sene önceydi. Heryerlerde ‘Y jenerasyonu’ efsanesi konuşulmaya başlamıştı. Makaleler dolaşıyor, eğitimler alınıyor, ancak sonuçta çay içerken ‘şımarıklar bunlar, saygısızlar da,…

Çanlar Pazarlama için çalıyor: ‘Yıkıcı yenilik’ zamanı

Y jenerasyonunun tüketici payı arttıkça ve internetle sosyal medya hayatımızda büyük rol oynamaya başladıkça pazarlama stratejileri belirleyenler için hayat zorlaşmaya başladı. Geleneksel pazarlama teorileri ve yaklaşımları çok işe yarıyor görünmüyor. Markalar önce çok ‘like’ almayı yeterli zanneden ‘sosyal medya uzmanları’ ile çalışarak veya sosyal medya iletişimini sadece ajanslara bırakarak, bunun aslında bir iletişim uzmanlığı olduğunu…

Kurumsallaşırken kaybettiklerimiz: Samimiyet

Cep telefonlarının ilk yaygınlaştığı seneler bayramlarda keyifle SMS atardık birbirimize. Normalde arayamadıklarımıza da ulaşabiliyorduk ve normalde bayramımızı kutlamayanlardan da mesaj geliyordu. En azından birbirimizden haber alıyor olmak güzeldi. Sosyal medya da ilk yaygınlaştığında benzer bir ruh haline girdik. Facebook’da status’lerimize yazıyor olmak bir twit atıyor olmak çok iyi geliyordu. Yine, en azından birbirimizden haber alıyor…

CEO’ların Twitter’la imtihanı: olmalı mı olmamalı mı

İlk cevap net bir ‘evet’, değil mi? Eğer twitter o ‘an’la ilgili en dinamik haber ortamı ise, yeni nesil iletişim mecrası ise CEO’lar da bir parçası olmalı. Ancak gel gör ki durum öyle değil: Son olaylarda aslında CEO’ların ve üst düzey yöneticilerin neden çekimser kaldığını görmek mümkün. Gündem dışı twit atan kişiler bu süreçte ‘gündemle…

Yönetici seçiminin zorluğu: Zoraki Kral’ın kekemeliği

Geçen hafta can bir arkadaşım ‘mutlaka seyretmelisin’ dedi ve Zoraki Kral (The King’s Speech) filmini seyrettim. Filmi kısaca özetlersek (1) VI. George, kekemeliğinin üstesinden gelmek için alışılmışın dışında bir konuşma terapisti Lionel Logue’a gider. Birlikte çalışma sürecinde iki adam, arkadaş olurlar ve kardeşinin tahttan çekilmesinden sonra Kral, II. Dünya Savaşı’nın başında radyo yayını yapması konusunda…

Birini işe almak için tek kriterim olsaydı, mutlu biri olsun isterdim

Geçen gün bir arkadaşım dedi ki: “Mutlu insanları işe alalım diyoruz İK’cılar olarak, ama o zaman farklılıkları öldürmüş, mutsuz insanların bakış açısını kaybetmiş olmuyor muyuz?” Düşündüm uzun uzun. GE’nin efsane CEO’su Jack Welch’in birini işe alırken olmazsa olmaz kriteriydi pozitif olmak. Duyduğumda çok hoşuma gitmişti, pek sık tekrarladığım, başkalarına anlattığım bir prensipti. Ama soru da…