Yoksa siz hala iletişimin gücüne inandıramadıklarımızdan mısınız?

Başarıyı garantilemek isteyen şirketler işe alım süreçlerini gittikçe daha zorlaştırarak şirketlerine “en iyiyi” almaya çalışıyorlar. Oysa bir kurumun başarısı bireylerden ziyade öncelikle tepe yönetim ekibi olmak üzere kurum içindeki kritik ekiplerin başarısına bağlıdır. (Ve hayır, takım çalışmasını abartıyor olabilir miyiz yazımla çelişmiyorum 🙂 ) Bu nedenle de takımların başarılı olması aslında bireylerin başarılı olmasından daha kritik bir başarı faktörü olarak kabul edilmelidir.

Harvard Business Review bu ay takım çalışmasını mercek altına aldı ve birbiri ardına çok başarılı makaleler yayınladı. Bunlardan biri[i], takım üyelerinin nasıl iletişim kurduğunun takım başarısına etkisinin tüm faktörlerin etkisinden daha fazla olduğunu, üstelik, en az diğer tüm faktörlerin toplamı kadar etki ettiğinin kanıtlandığına dairdi. Diğer tüm faktörler zeka, kişilik, beceri ve tartışmaların içeriği olarak sıralanıyordu, ve üstelik bu tez MIT’s Human Dynamics Laboratory’de kanıtlanmıştı. Takım başarısı için de 4 öneri yer alıyordu:

  • Sık iletişim kurmak
  • Herkese eşit söz hakkı tanımak (dominant üyeler takım başarısını düşürüyor)
  • Sık sık informal iletişim içinde olmak
  • Grup dışında bilgi kaynakları olması

Bir diğer yazı[ii], takım çalışmasının başarısının önündeki engellerden birinin, “expertise dissensus” olarak adlandırılan, takım üyelerinin birbirlerinin yeteneklerini farklı değerlendirmeleri ve dolayısıyla da kişilere verilen işleri kişilerin yetenekleriyle uyumsuz bulmalarından mutsuz olmalarıydı. Takım üyeleri diğer üyelerin yeteneklerini yeterince bilmedikleri için verilen işleri sorguluyorlar. Aslında performans sistemleri de aynı sebeple çalışanlar tarafından eleştirilmiyor mu? Kimse kendisinden yüksek performanslı olarak değerlendirilen kişileri o performans seviyesinde görmüyor. Peki yazarın bu fenomene karşılık ilacı ne diye sorarsanız, iletişim. Kararlarınızın arkasındaki mantığı açıklayın, verilen kararları sorgulayın diyor. İlk yazıdan ve deneyimlerimden hareketle benim önerim ise yine informal iletişim… iş arkadaşlarımızın günlük koşuşturma içinde göremediğimiz pek çok yeteneğini iş dışında beraber zaman geçirdiğimizde farketmemiz çok daha kolay oluyor. Ne kadar sabırlı olduğunu veya ne kadar iyi bir dinleyici olduğunu ona dertlerinizi anlatırken, ne kadar koçluk becerisi olduğunu onunla özel problemlerinize çözüm ararken farkedebiliyorsunuz, çünkü iş konuları özel konular kadar maskesiz ve korkusuz tartışılamıyor, belki de o yüzden birbirimizi hiç gerçek yüzlerimizle göremeyebiliyoruz. İş arkadaşlarınızla iletişiminizi işyerinin bir adım ötesine taşımayı deneyin, pişman olmayacaksınız…

Bu yazı, dönüştürücü ve iyileştirici iletişim becerileri olan sevgili Gülesen Odabaşıoğlu ve Lara Meltem Bilikmen’e ithaf edilmiştir. MIT onları incelese bu kadar araştırmaya vakit harcamak gerekmezdi 🙂


[i] The Hard Science of Teamwork http://blogs.hbr.org/cs/2012/03/the_new_science_of_building_gr.html

[ii] Manage Your Team’s “Dissensus”http://blogs.hbr.org/cs/2012/03/who_knows_what_your_teammates.html

image from Microsoft Word ClipArt

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s