İK Zirvesi’nden çıkarımlarım

İK Zirvesi her sene olduğu gibi bizi sunduklarıyla şaşırtarak yine şaşırtmadı 🙂 İK profesyonellerinin sadece İK’ya ait kavramlar etrafında dönmeyip “şirketin işini bilen” profesyoneller olması gerektiğinin altı dünyada sürekli çizilirken, MCT buna uygun olarak tüm dünya trendlerini ayağımıza getiren muhteşem bir Zirve sundu. Kendi MBA programımın kapsamıyla kıyasladığım zaman bu zirvenin sadece İK Zirvesi olarak kalmasını bile eksik buluyorum, bu tam anlamıyla bir “business” zirvesi. Aşağıya, twitlerime sığdıramadığım tortuları özetlemeye çalışacağım.

Christopher Meyer’in sunumundaki paranın mutluluk getirmediği, ama sadece ölçebildiğimiz şeyi yönetmeye çalıştığımız vurgusu ile “şirketler sadece kar etmek için varlar”ı dışlayan anlayışla yüzleşmeye başladık. Global şirketler artık web sitelerinde “sosyal sorumluluk raporları” yayınlarken Türkiye’de şirketlerin çoğu hala sosyal sorumluluk ile bağışı karıştırıyor. Zirve bunu vurgularken aynı zamanda bizleri bir adım öteye götürdü: Social business. Social business’i Nobel ödüllü Muhammed Yunus ‘amacı başkalarına yardım etmek olan iş’ diye tanımlarken, Bunker Roy Barefoot College ile muhteşem bir paradigma değişikliği yaşattı. Üzerine Şafak Pavey de, işitme engelli olduğu için işitmeye ihtiyaç duymayan internet sektöründe iş bulamayan grafik tasarımcısının hikayesi ile engelleri yaratan kim sorusunu ortaya koyunca bize şapkaları önümüze koymak kaldı: Kurumumuzu sosyal sorumluluk projelerine ne kadar yönlendiriyoruz? Bu projelerin içeriklerini ne kadar iyi planlıyoruz? Engellileri işyerimize kazandırmak için ne kadar çaba sarfediyoruz? Yunus’un tanımıyla “yeterli toprağı olmadığı için gelişemeyen bonzai insanları” geliştirmek adıne ne yapıyoruz? Şafak Pavey’in sunduğu istatistikler de dikkat çekiciydi: Engellilerin çalıştığı iş yerlerinde çalışanların daha az hastalık izni aldığını söylüyordu Pavey. Tüm bunlardan sonra ADİSA-GfK sunumunda rekabetçi pazarlardaki çalışanların mutluluğunun ürün fiyatları ile beraber nasıl düşmeye başladığını gördük. Herşeyi daha ucuza alıyor olmanın keyfini çıkarırken ücretlerimizin düşmesinin sebebinin de bu olduğunu düşünmüş müydünüz? (Aklıma bu konuda insanı duvara çarpan “The Wall-Mart Effect” kitabı geldi, hararetle öneririm) Daha sonra Hawkins share value – kar payından, shared value – paylaşılan değer’e geçtiğimizi, ve paydaşlarımızı iyi tanımamızı, BP’nin denize petrol dökülmesi krizinde krize çıkana kadar balıkçıyı paydaş görmemesini anlatarak vurguladı.  Tüm bu uzun ve bağlantısız gibi görünen cümlelerin  odak noktasına bakarsak, artık işin odağının değiştiğini ve bu odağı destekleyecek İK öngörüsünü kazanmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu arada Yunus ile Bunker Roy’un sunumunda enteresan bir kesişim noktası vardı: Kadınlar. Yunus bir kadına verilen paranın haneye katkısının erkeğe verilen paranın katkısından fazla olduğunun altını çizerken, Bunker Roy erkekleri Barefoot College’a almadıklarını, çünkü eğitim alan erkeğin hemen şehre göç etmek istediğini ve bunun da kırsalı kalkındırma amacı ile uyuşmadığını anlattı. Yönetim kurulundaki kadın sayısının şirket performansını arttırdığının kanıtlandığı günlerde ilginç tespitler 🙂

RBL Group’un yeni İK yetkinliklerini sunduğu oturumda teknolojinin ilk defa İK yetkinlikleri arasına girdiğini gördük 🙂 Teknolojinin hızla değiştirdiği iş dünyasına RBL de ayak uydurarak bizlerin teknolojiye hakim olmamız gerektiğini belirtmiş. Bu arada sunumlar sırasında twitlerin ekrandan anlık akması bana yeni bir öğrenme boyutu getirdi. Pek çok kişi aynı şeyi dinliyorduk ama farklı anlamlar yükleyip farklı yerlere bağlıyorduk, başkalarının çıkarımlarını da görebilmek bana farklı bir perspektif kattı.

Liderlik konusu, her zirvede olduğu ve Fazıl Oral’ın da “17 senedir konuşuyoruz” diye vurguladığı gibi gibi masaya yatırılanlardı. Fazıl Oral’ın liderlerin yalnızlığını, onlara biçilen mükemmellik ve güçlülük kaftanları içinde nasıl üzüntü ve açıklarını dışarıya yansıtamayıp bazen sertliklerinin altında bunun yatabileceğini vurgulaması, ardından da “sıklıkla tekrarlanan karakter özelliği” alanına giren davranışların koçlukla değiştirilemeyeceğini söylemesi bir sorgulamaya itti beni. Liderlere çok mu yükleniyoruz? Sürekli iyi lideri tanımlayarak, çalışanları olması mümkün olmayan mükemmel bir insan beklentisine mi sokuyoruz? Üzerine bir de hala şirketlerin davranış bozukluğu olan kişileri sonuçlar uğruna çalıştırmaya devam ettikleri gerçeği eklenince, hayalimizdeki herkesin doğru davranışlar sergileyeceği ütopya bizi aslında günlük hayatta daha fazla yaralanmaya mı itiyor?

Son olarak, inovasyon konusunda Tanyer Sönmezer’in söylediklerine değineceğim. Yaratıcılık ile “saat tam 8:00de işyerinde ol” anlayışının birarada yaşayamayacağını anlatan Sönmezer, diğer MCT üyeleri gibi tam da anlattığını sergileyerek “söylem ile eylemini tutarlı” kılıyordu: Sahneye bisiklet ve şort ile çıkma “cesareti”, Alper Utku’nun “tarz” kıyafeti, MCT konuşmacılarının jean’lerle sahneye çıkması, alıştığımız siyah giyen profesyonellere meydan okur gibiydi. Yazımı konuşmasından bir hikaye ile bitireceğim: Bir bira fabrikasında en uzak yerlere sevkiyat Pazartesi günleri, en yakın yerlere Cuma günü yapılıyor. Bir gün, eski ve yeni çalışanların beraber olduğu bir “alumni” gecesinde, yeni bir çalışan işten ayrılmış eski bir çalışana bunun ne kadar saçma olduğundan bahsedince, eski çalışan gülmeye başlıyor: “Siz hala böyle mi sevkiyat yapıyorsunuz? Biz bu planı haftasonu atları dinlendirmek, yorgun atları yakın mesafelere göndermek için yapmıştık…”

Neyi neden yaptığınızı her an sorguladığınız günler dileğiyle 🙂

Reklamlar

İK Zirvesi’nden çıkarımlarım” üzerine 6 yorum

  1. Bu “Social Business” (Turkce’si Sosyal Isletme?) denen hadiseyi ilk defa duydum, MBA’de yoksa soylemislerdi de ben mi unuttum bilmiyorum. Eger oyle ise de daha fazla vurgulanmasi lazim demek. Bambaska boyutta bir getirisi var gibi gorunuyor, umarim bu tarz isletmeler cogalir. Sadece tanimindan bile motivasyon aldim.

    • Aslında ben de bu kavramı MBA’de duyduğumu hatırlamıyorum. Seray’i hatırlar misin, bu konuyu ilk ondan duymuştum. Ben de cok sasirmistim. Bu konuda hem çalışmak hem de doktora yapmak istiyordu ama hoca bulamamıştı. Keske daha gündemimizde olan bir konu olsa.

  2. Çiğdem hanım merhaba

    Zirve özetinizi keyifle okudum. Ellerinize sağlık. Gerek blog yazılarınız, gerekse zirve sırasındaki twitter mesajlarınız zirveyi etkileşimli yapmamıza çok yardımcı oldu. Katkı ve katılımınız için teşekkür ederiz.

    Alper Utku

    • Alper bey merhaba,

      Sizden boyle guzel bir yorum almak cok cok keyifli benim için… Teşekkür ederim. Tekrar ellerinize saglık diyorum, benzersiz bir deneyimdi 🙂 Hatta su an calisirken fonda hala I follow Rivers çalıyor :))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s